Snowboard yaparken parmakların uyuşması

 

Bir süre snowboard yaptıktan sonra ayaklar haliyle ağrımaya başlıyor ancak daha fenası parmaklar uyuşmaya başlıyor. Bu uyuşukluğun soğuktan kaynaklandığını düşündüm uzun zaman. İlk board botumu arkadaşım vermişti ve bana biraz büyük geliyordu. Herhalde eski ve suyu, soğuğu geçiriyor diye yeni bir bot alma ihtiyacı duydum. İki yıl önce sezon sonunda İnterspor indirime girince kendime yeni ve artık bana acı çektirmeyecek bir bot almaya kararlıydım. Farklı renk ve modellerde botları ayağıma giyip denedim, epeyce mağaza içinde yürüyüp sağlıklı karar vermeye çalıştım. Beyaz fireflies marka sevimli bir botta karar kıldım ve bir sonraki sezonda giymek üzere özenle sakladım. Yeni sezon başladı ve ilk yarım saat sonra yine aynı şey oldu. Parmak uçlarım uyuşmaya başlıyordu ve ben bir süre sonra acıdan dolayı kaymanın keyfini çıkaramıyordum. Sık sık kafeye gidip botlarımı çıkarma ve ayaklarımı dinlendirme ihtiyacı duyuyordum. Herhalde biraz ucuz diye dandik bir bot aldım, yine soğuğu, karı geçiriyor diye hayıflanıyordum. Bir sezon da öyle geçti gitti. Üşümemek için çorap üstüne çorap giyip ayaklarımı sıcak tutmaya çalıştım. Piyasadaki en kalın kayak çoraplarını satın aldım ama nafile.

Geçen yaz İstanbul-Ankara otobanında, tam Bolu dağı tüneli girişine yakın Highway outlete yolum düşmüştü. Oradaki Nike mağazasını çok severim, her geçişimde mutlaka indirimde ne var ne yok kontrol ederim. Bu sefer de yine bakınıyordum ki bir de ne göreyim? Nike’ın snowborad botu ve sadece 99 TL. hemen denedim. Siyah, bağcıklı, gayet havalı, aynı zamanda da şık bir bottu. Maalesef biraz ayağımı sıktı ve benim çok keyfim kaçtı. Ayakkabıdan ucuz bot bulmuştum ve ayağıma küçük geliyordu. Ellerinde büyük numarası yokmuş, tek kalmış ve onun için inanılmaz bir indirime sokmuşlar. Orijinal fiyatı 500 TL nin üzerindeydi. Mağazadaki çocuğa o kadar acındırmış olmalıyım ki kendimi, bana bir başka kapı açıverdi. İsterseniz erkek botları bölümüne bakalım, orada bir tane küçük numara kalmıştı, belki o olur dedi. Koşa koşa erkek bölümüne gittim ve ne göreyim, turuncu çevirmeli fıstık gibi bir bot. Hemen geçirdim ayağıma. Numarası tastamam oldu. Bir de bağcık derdi yok, ben istemişim bir göz, Allah verdi iki göz. Turuncu-gri renkli botun bilek kısmında önde ve yanda iki tane düğme var. Yan taraftakini çevirince bilek kısmını sıkılaştırıyor, ön taraftakini çevirince de, ön kısım sıkıştırılıyor. Açması çok kolay, düğmeyi çekiyorsun, fırt, hemen çelik teller gevşeyiveriyor. Fiyat ta aynı, 99 TL. hiç düşünmeden aldım, yeni sezonu beklemeye koyuldum.

Nike botlarımla başladığım sezonun ilk kayağında yine büyük bir hayal kırıklığı bekliyordu beni. Ayak uçlarım yine uyuşmaya başlamıştı ve acı dayanılmaz oluyordu. Yok artık diyordum içimden, bu sefer iyi bir marka aldım, bu kadar soğuk geçirmemesi lazım. Acaba Nike kar sporlarında iyi değil miydi?  Uzmanlık alanı kayak olan bir marka mı tercih etmeliydim? Neyse ki en azından bu botu açıp kapaması çok kolaydı. Bağcıklı botlarla uğraşmak gerçekten çok çileliymiş, çevirmeliye geçince bunu fazlasıyla anladım.  Botu çevirip gevşettikçe ayak ağrılarım ve parmak uyuşmalarımın hafiflediğini fark ettim. Sonra anladım ki, sorun soğuk değildi, giydiğim botu çok sıkı bağlamaktı problem. Bot öyle sıkıştırıyordu ki bileklerimi ve bacağımı, dolaşım sekteye uğruyordu ve bir süre sonra parmaklar sinyal vermeye başlıyordu. Benim bunu algılamam epeyce uzun sürdü. Botlarımı çok sıkmadan, gerektiği kadar gergin giymeye başladım. Sonra farkettim ki, boardun bağlamalarını da çok sıkıyorum ve dolaşımı o noktada da engelliyorum. Sanırım acemiliğin verdiği güvensizlikle hem botu hem de boardun bağlamalarını dibine kadar sıkmadan rahat edemiyordum.

Önce kalın çorap giymeyi bıraktım. Hatta artık kayak çorabı bile giymiyorum. Hafif yünlü ama çok kabarık, kalın olmayan daha ince çoraplar giymeye başladım. Sadece tek kat çorap yetiyor. Botlarımı aşırı sıkmıyorum ve belki de en önemlisi bağlamalarımı sıkarken ayarını daha makul ölçüde yapıyorum. Çok daha az acı çekmeye başladım. Niyeyse özellikle dik yerlerden ineceksem, ya da pist hafif buzluysa dibine kadar gerdirme ihtiyacı duyuyorum. Sanki bağları sıktıkça, kontrolüm artacakmış gibi tuhaf bir duygu oluyor insanda. Ayağın kıpırdamaması, tam kontrolü sağlamak için asılıyorum da asılıyorum sonra da aşağıya iner inmez boardu hemen çıkarıp botları gevşetiyorum.

Sonuçta şunu öğrendim ki, parmakların uyuşması ve ayakların ağrıması genellikle soğuktan bağımsız bir durum. İlk botum büyük geldiği için bağcıkları fazlasıyla sıkarak ve kalın çoraplar giyerek bu durumu kompanse etmeye çalışıyordum ve tabii ki bunu yaparken kan dolaşımını engelleyip kendime acı çektiriyordum. İkinci botumu da çift çorapla giyip iyice bağlıyordum, bu arada da bordun bağlamalarını da mümkün olan en son noktaya kadar sıkıştırıyordum. Demek ki neymiş, fazla sıkmak iyi değilmiş.

Hala botlarımı ve bağlamalarımı uzun süre kullanırsam ayaklarım rahatsız oluyor. O yüzden özellikle sandalyeli liftlerden yukarı çıkarken boardu çıkarıp elime alıyorum ve botları gevşetiyorum. Böylece ayaklarımı dinlendirmiş oluyorum. T bar la yani tutunarak ve kayarak çıkıyorsam da her şeyi gevşek gevşek bağlıyorum. Botlarım ayağıma tam geliyor, bağlamaları ve bilekleri biraz daha az sıkarak çok daha konforlu bir seyir yapabilirim aslında. Belki biraz daha kendime güvenim geldikçe gevşetmeyi başarabilirim. Kasları güçlendirip, bağcıkları gevşetebilirim. Şimdi bir de bağlamaları değiştirsem mi diye düşünmeye başladım. Belki de bağlamalarımın modeli yüzündendir bu kadar dolaşımı kesiyor olması. Dağlarda kayanlara bakıyorum, farklı modeller var ve bazıları daha sağlıklı görünüyor. Bu konuda biraz tavsiyeye ve deneyime ihtiyacım olacak gibi. Belki de hiç gereği yok durduk yere masrafa girmeye.

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About bilgeakin

eczacı-yazar-pazarlamacı-yönetici-hayalperest-gezgin-life long learner
Bu yazı Güncel, Kar tutkusu içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın