Avusturya’da Kayak 1- Münih

1 Şubat 2017

En nihayetinde vakit geldi çattı ve yola koyulduk. Ankara’dan Münih’e uçup havaalanından araç kiralayarak İnssbruck’a, oradan da İgls’e geçme planımızı uygulamaya pek hevesli olarak Esenboğa dış hatlar terminalinde Lufthansa’nın kontuarına yanaştık. Dört kişi Ankara’dan uçacaktık, bir arkadaşımız bizi Münih’te bekliyor olacaktı. Toplamda 5 kişi olarak planlamıştık tatilimizi. Üç kişi valizlerimizi tarttırdık, fazla çıkmayınca sevinip rahatladık ve chek-in lerimizi yaparak biletlerimizi aldık. Sıra dördüncümüze geldiğinde bir sorun çıktı. 16:30 olan bilet yerine sabah 07:00 uçuşunu almış yanlışlıkla internetten. Bir anda hepimizin başından kaynar sular döküldü. Uçak çoktan kalkmış olduğu için yapacak hiçbir şey yoktu, tek çare yeni bilet almaktı. Gidiş dönüş 600 TL ye almıştık biletleri ve şimdi tek gidiş için 1.589 TL diyorlardı. Arkadaşım düşündü, taşındı, alsa bir türlü, almasa bir türlü kafası karıştı, canı sıkıldı, keyfi kaçtı. Hadi almıyorum ben gelmiyorum dese dönüş bileti yanacak, otel parası ödendi o yanacak, o kadar hazırlanmış etmiş, hayalleri sönecek. Kefeleri tarttı ve sonunda bileti almaya karar verdi. Yol boyunca onu neşelendirmeye gerek kalmadı, doğal olarak pozitif biri olmasının sonucu yaşanan krizi çabucak sindirdik ve esprilerini yapmaya başladık.

Lufthansa’dan ya da herhangi bir hava yolundan bilet alırken bagaj hakkına dikkat etmek lazım. Kayak malzemeleri ekstra ücretlendirilebiliyor. Lufthansa 50 euro gidiş, 50 Euro geliş toplamda 100 Euro kayak malzemesi taşıma bedeli çıkarıyor. İnternetten aldığımız biletlerde sadece kabin içi 8 kg bagaj hakkımız vardı. Sonradan Lufthansa’nın sitesinden ek 23 kg bagaj daha aldık ama bunu kayak malzemeleri veya snowboard için kullanamayacağımızı anlayınca birini iptal ettik. Biz iki kişi bir valize ve kabin içi bagajlarımıza sığdık. Sadece botlarımızı yanımıza alıp kayak ve snowboardları oradan kiralamayı planladık. Kayak yapanlar için bot önemli, kayaklar o kadar fark etmiyor sanırım. Snowboard için de bot çok daha önemli ama tahtası da önemsiz değil. Başka boardla alışma süreci gerekiyor ve kontrol noktasında biraz daha tereddütlü oluyor insan.

Münih havaalanına vardığımızda akşam 17:00 civarıydı ve pasaport kontrolü sorunsuz ve hızlı geçti. Vizelerimizi Avusturya büyükelçiliğinden almıştık ve ilk girişimizi Almanya’ya yapıyorduk. Bu yüzden sorun çıkabilir endişemiz vardı öncesinde ancak konaklamamız Avusturya’da olduğu ve tatilimizin çoğunu orada geçireceğimiz için problem çıkarmadılar. Avusturya’ya gidecekseniz, Almanya üzeri de olsa, Avusturya vizesi alma noktasında tereddüt etmeye gerek yok.

Münih havaalanında ilk ziyaret ettiğim yer elbette ki tuvaletti. Almanya’ya ilk gelişim, daha önce görmediğim bir memleket. Doğal olarak ilk izlenimimi de tuvalette edindim. Geniş bir mekan, fayans duvarlar, sade dizayn, temiz ve derli toplu görünüyor. Malzemeler sağlam, kaliteli, tasarımı iyi düşünülmüş, abartıya kaçılmamış. İnsanda güven uyandırıyor. Sıra yok, hijyenik, sabun ve havlu kağıtlar gizli bölmelerde. Geniş, ferah, sade, sağlam, güvenilir oluşuyla bana Almanya böyle bir yer herhalde dedirtti. Zaten havaalanı dışında Almanya’yı algılama şansım pek olmadı. Ancak şunu söylemeliyim ki havaalanlarının tuvaletleri, o ülke hakkında ilk izlenimimizi edindiğimiz yerler. İlk intiba çok önemli derler, o yüzden havaalanı tuvaletlerinin temizliğine ve bakımına çok ciddi özen göstermek gerek kanımca.

Havaalanından bir an önce kendimi dışarı atıp bir sigara yakmak için acele ediyorum. Arada tek tük içen bir arkadaşı saymazsak, ekipte tek sigara içen ben olduğum için onları da peşimden sürükleyerek ilk gördüğüm kapıdan dışarı fırlıyorum. Birinci sigaramı hızlıca içerken çıktığım meydanı inceliyorum. Yüksek binaların çevrelediği kare şeklinde geniş bir alandayız. Yine aynı hisle doluyorum, sağlam, geniş, sade, temiz. Karşıda gördüğüm Mcdonalds’tan kahve alıyor, ikinci ve üçüncü sigaralarımı onun eşliğinde tüttürüyorum. Ne de olsa Türkiye saatine göre ayarlanmış bedenim, uykum gelmemeli, kiraladığımız aracı kullanacağım iki saat boyunca. Daha arkadaşımızı bekleyeceğiz, bir iki saat daha havaalanında olacağız.

Önce araç kiralama bölümüne gidiyoruz. www.rentalcars.com dan 9 kişilik bir araç kiralamıştık, nasıl bir şey merak ediyorum. Aracı kiraladığımız firma Buchbinder ve kiralık araç bölümüne girince zorlanmadan firmanın bankosunu buluyoruz. Elimdeki evrakları veriyorum, ehliyetlerimizi gösteriyoruz. Türk ehliyeti ile araç kiralamakta sıkıntı yok. 9 kişilik minibüs gibi bir araç, yedek şoför, tam sigorta ve navigasyon cihazına 5 günlük toplam 1.067 TL + 107 euro ödüyoruz. Adam başı yaklaşık 88 euro tuttu ve bu trenle ya da transferle uğraşmaktan çok daha ucuza geliyor. Kayaklarımız olsaydı çok daha anlamlı olacaktı o kadar büyük bir araç. Orijinal planda kayakları da getirecektik ancak bagaj detayları bizi üzünce vazgeçtik ve bu büyük araç ta biraz lüzumsuz oldu. Evrak işlerini halledince adam bize bir anahtar verdi ve aracın yerini tarif etti. Asansöre binip biraz dolanınca aracımızı bulduk. Gözümde canlandırdığımdan daha büyük bir araçtı ve sıkışık otoparkta manevra yapmak ilk etapta beni ürküttü. Koltuğa geçip aracı biraz tanımaya çalıştım ve azıcık öne aldım. Böylece valizleri bagaja yerleştirecek alan açılmış oldu. Sonra aracı geri yerine çekerek aynı şekilde park ettik ve arkadaşımızı beklemek üzere restorana geçtik. Meydanda, Mcdonalds’ın çaprazında Airbrau diye bir restorana oturduk ve tipik Alman mutfağından oluşan menüsünü görünce mutlu olduk. Karnımızı doyurduk, biralarımızı içtik. Ben şoför olacağım için içmedim tabii ki ama tadına baktım, gayet keyifli içimi olan yumuşak bir biraydı.

Bu arada arkadaşımız geldi ve ekibi tamamladık. Son kahvelerimizi içtikten sonra yola çıkmaya hazırdık. Ben biraz daha hazır hissedebilmek için yanıma bir karton bardak kahvemi yine Mcdonalds’tan aldım, yolluk olarak. Bu arada Mcdonalds kahvesi deyince aklınıza buradaki bulaşık suyu gibi olan minik kötü kahveler gelmesin. Gayet lezzetli, kıvamlı, aromalı bir kahve veriyorlar burada. Hamburgerciden daha çok kahveci gibi içerisi zaten. Her tür kahve çeşidi özel makinelerde hazırlanıyor ve boy boy bardak seçeneği mevcut. Akşam olmuş, hava kararmış vaziyette ve hiç bilmediğim bir araçla yaklaşık 2 saat 15 dakikalık hiç bilmediğim bir yol beni bekliyor. Cesaretimi toplayıp kalkıyorum ve hep beraber aracımıza doğru yürümeye başlıyoruz.

Devamı bir sonraki yazımda…

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About bilgeakin

eczacı-yazar-pazarlamacı-yönetici-hayalperest-gezgin-life long learner
Bu yazı Kar tutkusu, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın