Sarıkamış Yolcusu Kalmasın! (20.12.2018)

Aktarma yerim İstanbul’da Kars uçağımı bekliyorum. Ne yazık ki Ankara’dan sabah 08:00 deki uçakta yer kalmamıştı ve ben saat 10 daki aktarmalı uçuşta yer bulabildim. Sarıkamış’a gitmeye 2 gün önce karar verdim, ilk karar verdiğimde yer varken keşke biletimi alsaymışım. Son dakikaya bırakmıştım, yerler dolmaz sanmıştım. Perşembe günüm, yani bu günüm yolda geçecek maalesef, otele varmam öğleden sonra 4’ü bulmuş olacak ve o saatlerde pistler kapanacak. Pazartesi’ye kadar buradayım, önümde net olarak 3 tam günüm var kaymak için. Bu seyahat sonrası hala 2 gün iznim kalıyor ve yıl bitmek üzere. Sadece 10 gün sonra yeni bir yıla giriyoruz. Ancak şunu mutlaka belirtmek gerekir ki bu sene sezon erken açıldı. Yıllardır Ocak’tan önce dağda kayacak seviyede kar olduğunu ve tesislerin açıldığını hatırlamıyorum.

Geçen kış sezonu kapattıktan sonra snowboardla pek ilgilenmedim. Daha önceki yıllar yaptığım gibi yazın açıp açıp videolar izlemedim. Kış gelse de dağa çıksak hayalleri kurmadım. Hatta bir ara snowboarda olan ilgimin ve hevesimin azaldığını düşündüm. Geçen hafta günü birlik Kartalkaya’ya gittiğimizde sezonu ilk açanlardan biri olduğumu fark ettim. O kadar kötü kaydım ki geçen hafta, bu bana dert oldu. İçimde kaldı, yetmedi ve bir an önce kendimi yeniden sınama telaşına düştüm.

Kartalkaya’ya arkadaşlarımın 17 ve 18 yaşlarındaki oğulları ile birlikte gitmiştim. Onlar da snowboard yapıyorlar ancak inanılmaz hızlı kaydıkları için yetişmem mümkün olmuyor. Bir önceki gece iş yemeği dolayısı ile çok geç yatmıştım ve 2 saatlik uyku ile pistlere çıkmıştım. Yorgun ve halsizdim, kaslarıma söz geçiremiyordum. Daha ilk inişte ayak parmaklarıma kramp girdi. Onları çözmek ve esnetmek bana epey zamana mal oldu. Yeni bağlamalarım burundan geçmeli olduğu için çok rahat, parmak uçlarım bu sayede daha az uyuşuyor, hatta uyuşmuyor. Botlarımı çok sıkı bağlarsam yine sıkıntı yaşıyorum ama daha öncesine oranla ciddi konforlu olduğunu söyleyebilirim. Yine de bu bile yetmedi bana geçen hafta. Sık sık dinlenme ihtiyacım bu sefer uyuşma yüzünden değil, kas yorgunluğu yüzünden oldu.  Bizim çocuklara baktım, vızır vızır bir inip bir çıkıyorlar. Öğlen yemeğini bile unuttular, hiç yorulmadan inip çıkmaya devam ediyorlar. Gençler, esnekler, güçlüler, iyi kayıyorlar ve yorulmuyorlar. 17-18 yaşında bir oğlan çocuğu olmayı ne kadar çok istedim ama değilim işte, 45 yaşında, kadın ve biraz da kiloluyum. Günlerdir düşünüp duruyorum…tüm bu dezavantajlarıma rağmen yine de şu an olduğundan çok daha iyi kayıyor olmam gerekir. Bir şeyi yanlış yapıyor olmalıyım ve Sarıkamış’ta bu yanlışı bulup düzeltmek istiyorum.

Öncelikle fiziksel olarak hazır olmalıyım. Uykumu iyi almalı, sağlam beslenmeli, minerallerimi eksik etmemeliyim. Alkol ağzıma sürmemeli, sigarayı mümkün olduğunca az içmeliyim. Pistlere çıkmadan önce mutlaka iyice ısınmalı, esnemeli ve hazır olmalıyım. Akşamları saunaya gidip yorulan ve gerilen kaslarımı dinlendirmeli, açmalı ve rahatlatmalıyım. İşin özü, daha az yorulacak şekilde kaymayı öğrenmeliyim. Birkaç gündür yine snowboard eğitim videolarına takıldım. Arka arkaya izliyorum nerede yanlış yaptığımı bulmak için. En son dün akşam izlediğim bir video zihnimde ışık çaktı. Dönüşler sırasında vücut ağırlığının nasıl ayarlanacağını anlatıyordu.  Hatta anlatan adam kaymıyordu bile, olduğu yerde, ayağında snowboard olmadan gösteriyordu. Onu dinlerken çocukların dediği aklıma geldi. Kartalkaya’da onlara da sorup duruyordum, neden siz yapıyorsunuz ben yapamıyorum diye… Ege bana şöyle demişti: ‘Snowboard senin bir parçan gibi olmalı.’ Sonra ilave etmişti: ‘Yılan gibi olacaksın’. Dün videoyu izlediğimde Ege’nin bu sözlerini daha iyi kavradım. Ben tüm dönüşlerimi bacak, diz ve bilekle yapmaya çalışıyorum. Bu da tüm alt ekstremiteye inanılmaz bir yük bindiriyor. Botlarımı ve bağlamalarımı çok fazla sıkıyorum çünkü tüm işi bileklerime ve dizlerime yüklediğim için anca kendimi dengede tutabiliyorum. Oysa ağırlık dengemi tüm vücudumla sağlarsam hem aşağıya binen yük azalacak hem de kontrolüm kolaylaşacak. Hava alanında yolcuları uçağa götüren otobüste ufaktan bu mantığı test ettim. Sağa sola dönüşler yaptıkça, ellerimi tutmadan dengemi sağlamaya çalıştım. Önce kendi snowboard stilimde yaptığım gibi sadece parmak uçları ve topuklara yüklendim. Üst bacak kaslarımın bileklerimin çalıştığını, zorlandığını hissedebiliyordum. Sonra, videodaki adamın gösterdiği gibi kaval kemiklerimi botlarıma yasladım ve kalçamla tüm vücudumu kullanarak dengemi sağlamaya çalıştım. Gerçekten de hem dengemi daha iyi sağlamayı hem de daha az yorulmayı başarmıştım. Şimdi bu tekniği dağda denemeliyim. Eğer becerebilirsem sadece dengeli kaymak ve az yorulmakla kalmaz, hız bile yapabilirim. Sonuçta hızlanamıyorum çünkü dengem bozuk ve bacaklarımda o hızda kontrolü sağlayacak kadar güç yok. Eğer kontrolü daha kolay sağlayacak bir yol bulursam, hızlanmaktan da o kadar korkmaya bilirim.

Ayrıca çok kaymak ta önemli gelişmek için. Bu üç gün boyunca tamamen kaymaya odaklanacağım ve kondisyonumu artıracağım. Eğer kendi kendime beceremezsem, tekniğimi düzeltmek için belki ders almayı da düşünebilirim. Bilmiyorum, belki de sadece yeteneksizimdir ve umutsuz vakayımdır. Yine de denemem lazım. Her seferinde bu işi bir türlü yapamıyor olmak beni acayip hırslandırıyor, öfkelendiriyor.

Birazdan uçağa bineceğim ve Kars’a doğru yol alacağım. Her türlü teknik analiz bir yana içimdeki mutluluğu tarif etmeme imkan yok. Şu anda atlamak zıplamak koşmak istiyorum, içim içime öyle sığmıyor. İş snowboardla ilgili olduğunda kendimi üçe bölünmüş hissediyorum. Ruhum coşkuyla ve istekle dolu, mutluluktan havalara uçuyor. Vücudum beni kısıtlıyor ve sınırları olduğunu hatırlatıyor, mantığım üşeniyor, tembelliğe davet ediyor. Her seferinde ruhum kazanıyor ve ben yola çıkıyorum.

Haydi uçalım… Sarıkamış yolcusu kalmasın!

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About bilgeakin

eczacı-yazar-pazarlamacı-yönetici-hayalperest-gezgin-life long learner
Bu yazı Kar tutkusu, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın