Geçen kışın başında tereddütlerim vardı, yeniden kaymaya nefesim, gücüm, hevesim yetecek mi bilemiyordum. Sanki ilk zamanlardaki gibi pek hevesli değildim, bir ağırlık çökmüştü, tembelleşmiştim. Öyle böyle derken hayatımın en kaymalı sezonunu yaşadım ve hiç mi hiç doyamadım. Ne Kartalkaya’sı kaldı ne Sarıkamış’ı ne Erciyes’ i, ne Palandöken’i. Bazılarına defalarca gittim. Özellikle bu sene favorim Erciyes oldu ve hatta daha önceki yıllarda yeterince hakkını verememiş olduğunu görüp yer yer şaşırdım. Bu arada iki defa da yurt dışına gittim kaymaya. Avusturya ve Ukrayna bu senenin sürprizleri oldu benim için. Bloğuma yazacak bir sürü malzeme varken ben işte bu konuda büyük tembellik ettim ve neredeyse hiç yazmadım. Aslında biraz da yazmaya yetişemedim demek daha doğru olur. Hemen her hafta sonu kendi çapımda bir organizasyon yapmaya çalıştım ve genellikle de yorgun argın çalışma hayatıma devam ettim. İş yoğunluğu yanında kaymaya ayırdığım vakit eklenince yazmak için bir şey kalmadı. Bu sene umarım hem kayma hem de yazma konusunda daha çalışkan ve disiplinli olabilirim.
Sezon başı ve sonu benim için snowboard kayma tekniği ve becerisi açısından çok büyük farklılık gösterdi. Sonunda birazcık dahi olsa hızlanmayı başarabildim. Hatta sezon sonlarına doğru ben bile kendi hızım karşısında hayrete düştüm. Gerçi hala hızlı bir snowboardçu değilim ama en azından baygınlık geçirtmem artık kimseye diye tahmin ediyorum. Bir yazıda da nasıl hız kazanılacağı hakkında ahkam keseyim bari benim gibi kronik hızlanamama sorunu olanlar için. Ne de olsa damdan düşenin halini damdan düşen anlarmış bir tek. Bu kış içimdeki snowboard aşkının bitmediğini hatta tam tersine artarak devam ettiğini görüp mutlu oldum. Özellikle bol karda kaymanın keyfini daha çok çıkarabildiğim bir sezon oldu benim için. Ben belki yetenekli bir kayakçı boardçu değilim ama sanırım çevremdeki insanlar arasındaki en heveslilerinden biriyim. Bu sene heves ödülü verilseydi ben kapabilirdim. Hiç yorulmadan, sıkılmadan, üşenmeden kendimi pistlerde ve dağ tepelerinde buldum. Şimdi yazın sıcağında Ankara’dayım ve günler geçip gitmek, kış ta gelmek bilmiyor. Benim gibi bir sürü insanla tanıştım ayrıca geçen kış. Yazın bile gözü hava durumunda olan, dünyanın neresinde ne zaman kar var takip eden, buralara gidip kayma hayalleri kuran yeni yeni insanlar tanıdım. Bir deli ben değilmişim gördüm, anormal olsam da tek anormalin ben olmadığını anladım. Şu koca dünyada kar ve kaymakla ilgili böyle hisseden bir sürü kişi olduğunu, yalnız olmadığımı bilmek güzel. Ben ve benim gibiler biraz abartılı yaşıyoruz hislerimizi. Sadece hobi olarak yapılan keyifli bir aktivitenin ötesinde bir tutku ve saplantı haline geliyor. Hele bir de toz kar bol kar gibi koşullarda kaymanın keyfi yaşanınca tutku boyutunu da aşıp bağımlılık haline geliyor. Bazıları bu bağımlılıklarını kontrol altında tutup normal hayatlarına devam edebiliyor ve daha makul bir şekilde bu olaya yaklaşabiliyorlar. Benim için işler pek öyle yürümeyecek, anlaşıldı. En olmadık zamanlarda tek başıma arabaya atlayıp gidecek ve ne kadar para harcadığımı gözüm görmeyecek kadar kapılmışım ben. Hani alkolizim teşhisinde bir test yaparlar. Oradaki kritik sorulardan biri de ‘Hiç yalnız başınızayken içiyor musunuz?’ dur. Cevap evet ise kişinin alkolik olma ihtimali oldukça yüksektir. Aynı testi buraya uygulayacak olursak soru: ‘Hiç tek başınıza kaymaya gidiyor musunuz?’ şeklinde olurdu ve benim cevabım evet olacağı için bağımlılık testinde yüksek bir skor alırdım.
Bu sene çok daha fena planlarım var. Tek dileğim sağlık. Sakatlık olmadığı sürece bir şekilde yol bulunuru kayılır diye düşünüyorum. Gücüm kuvvetim kondisyonum yerinde olsun yeter ki ve ben hem pistlerde hem de el değmemiş, ayak basılmamış dağ zirvelerinde kayabileyim. Önümüzdeki kış splitboard yani ayrık tahta yapmaya başlayacağım. Bununla ilgili detaylı yazmaya kararlıyım. Umarım tembellik etmem ve yaşadığım-yaşayacağım deneyimleri buraya kaydetmeyi başarabilirim.