Kapadokya Ultramaratonuna 2 gün kala-Batonlu mu koşmalı, batonsuz mu?

Dünyanın belki de en güzel coğrafyasında, güzel atlar ülkesinde, iki gün sonra bir ultra maraton yapılacak. Ben de bu muhteşem organizasyona katılacak şanslı bir kaç bin kişi arasındayım. Koşuya ve doğaya gönül vermiş bu insanlarla birlikte kendi limitlerimizi zorlayacağız ve ciddi bir mücadele vereceğiz. Zaman daraldıkça, start yaklaştıkça heyecanımın artması normal de ben biraz kendime söylenmeye başladım bile. Neyine güveniyorsun diyorum durup durup. 3 ayda maratona böyle yarım yamalak hazırlanılmaz, kaldı ki bu bir de arazi maratonu. O yokuşları nasıl çıkmayı planlıyorsun acaba? Daha Pazartesi günü yaptığın 18 kilometrenin yorgunluğunu atamadın üstünden, 38 senin neyine. Eymir’de 34 kilometre koşmaya benzemez bu iş, tırmanmanın ne demek olduğunu anlayacak, bilecek kadar tecrüben var, yapacak kadar nefesin yok.

Son iki gün kala gözümün bu kadar korkmuş olması iyi mi kötü mü bilemiyorum. Belki de koşuyu zaman limitlerinde tamamlamayı çok dert etmeden resimlerimi videolarımı çekmeye odaklanıp doğanın ve organizasyonun tadını çıkartmalıyım. Kendimi yine de bırakamıyorum, bu yarışı zamanında tamamlamak istiyorum. Yarış derken, kendimle yarışmaktan bahsediyorum elbette. O yüzden seçimlerimi doğru yapmaya çalışıyorum. Tecrübesiz bir koşucu olarak elimden gelen araştırmayı ve denemeleri yaptım. Koşu sonrasında ne tür pişmanlıklar yaşayacağım, neler için iyi ki böyle yapmışım diyeceğim göreceğiz. Karar vermem konulardan birisi de baton kullanıp kullanmamak. Batonlu veya batonsuz, her ikisinin de avantaj ve dezavantajları var.

Okuduklarım ve arkadaşlarımın benimle paylaştığı tecrübelere göre, eğer daha öncesinde baton kullanmadıysak, nasıl kullanılacağını bilmiyorsak, bu koşuda da almaya gerek yok. Ele ayağa dolaşıp gereksiz bir yük haline gelip yarardan çok zarar getirebilir. Hızı kesebilir, çantaya konsa bile yükü artıracağı için zamanından erken yorulmaya sebep olabilir. İniş ve çıkışlarda faydalı olmakla beraber düz alanda çok ta işe yaramayacaktır. Elde sallaya sallaya koşmak hem biçimsiz hem rahatsızlık verici bir durum. Çantaya sok çıkar yapsan, o da ayrı bir ritm kaybına ve yavaşlamaya yol açacak.

Kullanmayı bilenler için Kapadokya maratonunun batona uygun bir parkur olduğunu anlıyorum okuduklarımdan ve dinlediklerimden. Aslına bakılırsa baton arazi yürüyüşlerinde dizlerdeki ve eklemlerde yükü alması açısından çok önemli ve faydalı bir aksesuar. Uzun yürüyüş ve koşularda tonlarca yükü taşıması ve kişiyi anlamlı bir ağırlıktan kurtarması açısından mutlaka değerlendirilmeli. Batonla iniş ve çıkışlarda dengeyi sağlamak ve eklemlerdeki yükü azaltmak mümkün. Ayrıca detaylı araştırılırsa, batonlu koşu tekniklerinin videolarına da internetten ulaşılabiliyor. Daha önce yaptığım bir kaç arazi yürüyüşü sırasında baton kullandım ve bu konuda sıkıntım yok. Hatta son bir kaç antrenmanımda batonlarla koşmayı da denedim. Yapabiliyorum, beni rahatsız etmiyor. Zaten hızlı bir koşucu değilim, Cumartesi günü de hızlı olabileceğimi zannetmiyorum. Uzun koşunun bedenime vereceği hasarı biraz olsun azaltma potansiyeli bulunduğu için tercihim batonlu koşudan yana olacak.

Bu tip arazi koşularında baton kullanıp kullanmama kararını koşunun en başında vermek gerekiyor. Batonla başlayıp yarı yolda vazgeçip batonunuzu istasyonlarda bırakamıyorsunuz. Ya da arada istasyonlarda baton alma şansınız yok. Ya batonlu ya batonsuz, kararı bir kere vereceksiniz. Batonlu koşmayı seçtiyseniz finish çizgisine de batonla girmeniz gerekiyor.

İki gün sonra resmi adıyla Salomon Cappadocia Short Trail e katılacağım ve 38 kilometre koşmayı deneyeceğim. 63 kilometrelik medium trail ve 119 kilometrelik ultra-trail koşacaklara ayrıca saygı duyuyor ve önlerinde eğiliyorum. Benim için 38 kilometre yeterince önemli ve büyük bir hedef. Bu akşam, yani koşuya sadece iki gün kala orta ayak parmağımın tırnağını düşürdüm. Alttan gelen tırnak çok taze, şu an acı duymamakla beraber baskıyı yiyince ne olacak bilemiyorum. Canımın acıması ihtimaline karşı tırnağımı bantlayacağım. Ya iki hafta önce düşseydi ya da bekleseydi yarış sonuna ne olurdu ki diyorum ama tırnak bu işte dinlemiyor, kafasına göre takılıyor. Bakalım 38 kilometre sonunda sağlam tırnak kalacak mı ayakta.

İki gün sonrası için daha önce hiç aklıma gelmemiş diğer bir konu da hava durumu. Ne giyeceğim belli, siyah koşu taytım ve antrenmanlarda da sıklıkla giydiğim tişörtüm şimdiden valizde yerlerini aldılar, hazır bekliyorlar. Ancak hiç olasılığını düşünmediğim yağmur durumu için hazırlıksızım. Aslında su geçirmez bir yağmurluğum var ama onu giymeyi hiç planlamadım. Sadece zorunlu malzeme olduğu için taşıyacağımı düşünüyordum. Cumartesi günü Kapadokya’da yağış görünüyor ve şimdi fark ediyorum ki, ekipman olarak hazır gibi görünsem de mental olarak hiç hazır değilim bu yağmur durumuna. Dün gece rüyamda parkuru koşuyordum ve şakır şakır yağmur yağıyordu. Bu rüya üstüne aklıma geldi hava durumuna bakmak. Bu gün Ankara’da sağlam yağmur yağdı ve ben arabadan bankaya gidene kadar bir kaç adımda sırılsıklam oldum. Böyle bir yağmur Kapadokya’da yağacak olursa ıslanmak ciddi bir sorun olacak ama asıl zeminin kayganlığı beni endişelendirecek. Neyse, umalım ki yağsa bile, hafifçe serpiştirir, bizi serinletir ve fazla uzatmadan üstümüzden çekilir.

Yarın öğlen saatlerinde ablamla Ankara’dan yola çıkacağız. Öğlen yemeğinde makarna yiyip yine de açılış akşamı yapılacak makarna partisine katılmak gibi bir planım var. Yanıma nutella, fıstık ezmesi ve muz almayı planlıyorum, koşu sabahı kahvaltı için. Otelde ne olur ne olmaz bilemiyorum ve riske atmak gibi bir niyetim yok. Hem belki sabaha karşı 5 te kalkıp bir şeyler atıştırıp sonra tekrar uyumak gibi bir şeyler de deneyebilirim önerdikleri üzere. Bilemiyorum belki ultra maratona katılsam, 63 veya 119 kilometrelik parkurları koşacak olsam bu tip aşırı karbonhidrat yüklemeleri daha gerekli olabilir. Benim için ne derece elzem pek kestiremiyorum. Yarın gün boyu ve akşam aldığım besinleri kafi görmezsem belki uyku arası bir şeyler yiyerek karbonhidrat yüklemesi yapmayı düşünebilirim. Sonuçta glikojen depolarını doldurmam gerekiyor ve makarnaların bu işi zaten yapıyor olmasını bekliyoruz.

Önemle vurgulanan konulardan bir diğeri de uyku. Yarış öncesi günlerde ve özellikle de yarış öncesi son gece, uykuyu yeterli ve kaliteli almak şiddetle tavsiye ediliyor. Neyse ki uyku problemi olan biri değilim, genelde başımı yastığa koyduğum gibi uyurum. Maraton öncesi heyecanım beni uyanık tutmaz ise, erkenden yatıp mışıl mışıl uyumayı planlıyorum. Az kaldı, yarın yolculuk, ertesi gün büyük deneyim… Sonuç her ne olursa olsun bu organizasyona katılmak çok keyifli olacak. Şimdiden keşke yapsaydım ya da yapmasaydım dediğim şeyler var. Bunları koşu sonuna saklayıp toplu bir şekilde yazmayı düşünüyorum ama çok bariz olan bir kaçını hemen buraya da not düşeyim:

  • Keşke daha çok antrenman yapsaydım
  • Keşke daha önce sigarayı bıraksaydım
  • Keşke sigara kilolarımı verebilmiş olsaydım
  • Keşke bir hafta öncesinde alkol almasaydım (Doğum günümdü ama!)
  • Keşke şehir dışına çıktığımda da antrenmanlarıma devam etseydim
  • Keşke yeni sırt çantamı daha önce alsaydım ve uzun bir koşuda test edebilseydim
  • Keşke ablamın hediyesi ayakkabıyı uzun bir arazi koşusunda test edebilseydim
  • Keşke daha çok tırmanış yapsaydım veya yokuş yukarı tempo tutsaydım
  • Keşke daha önceden hazırlanmaya başlasaydım
  • Keşke daha iyi koşabiliyor olsaydım

Önümüz kış, ben Kapadokya arazi koşusu sonrasında kendimi artık snowboarda hazırlayacağım. Bu kış daha çok zamanım var ve ben bu zamanı daha çok kayarak doldurmak istiyorum. Koşmak hayatıma girdi, ne kadar kalacak bilemiyorum. Belki sadece mevsimlik bir uğraş olacak belki artık her günümün açılışını onunla yapacağım. Cumartesi günü, 19 Ekim’de dünü ve yarını unutarak koşacağım. Anın tadına varıp, sadece koşmak için koşacağım.

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About bilgeakin

eczacı-yazar-pazarlamacı-yönetici-hayalperest-gezgin-life long learner
Bu yazı running, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Kapadokya Ultramaratonuna 2 gün kala-Batonlu mu koşmalı, batonsuz mu?

  1. Geri bildirim: PATİKA KOŞULARINDA BATON KULLANIMI – Merrell Bold Union

Yorum bırakın