Jake Burton Carpenter, snowboardun efsane ismine veda…

Geçtiğimiz günlerde modern snowboardun kurucu isimlerinden Jake Burton Carpenter hayata veda etti. Snowboardla ilgilenen hemen herkesin çok yakından bildiği Burton markasının arkasındaki adam, kendi isminden bir efsane yaratmayı başarmış. Sadece ülkesi Amerika’da değil, tüm dünyadaki snowboardçuların duygularına hitap etmeyi her zaman çok iyi bilmiş. Tutkusunun peşini hiç bırakmadan hem bu sporu hem de kendi markasını büyütmüş te büyütmüş. Jake Burton Carpenter kimmiş, ne yaşamış, snowboarda ne katmış bildiğim, okuduğum kadarıyla paylaşayım istedim.

Snowboardun atalarının Kaçkar dağlarındaki lazboard olduğu söyleniyor. Yaklaşık 150-200 yıl öncesinde Rize’nin Petran köyünde üzme tahtası adı verilen aletle kayılmaya günümüzde de devam ediliyor hatta her yıl düzenlenen şenlikleri bile var. Ancak Snowboradun spor olarak kabul edilmesi ve yaygınlaşması o kadar eskilere dayanmıyor. İlk olarak 1965 yılında Sherman Poppen tarafından icat edilen sörf tahtası ile ortaya çıkmaya başlıyor. Poppen denizde kullanılan dalga sörfünü kara uyarlıyor ve tanesini 15 dolardan satmaya başlıyor. Her yıl yarışlar düzenlemeye başladıktan on yıl sonra satışları da 1 milyona ulaşmış oluyor. İşte bu yarışlara katılıp, ilk gençler arasında olarak snowborada gönül verenlerden biri de Jake Burton Carpenter. Jake burton young

Kayağın Amerika’da bile sadece zenginlere has bir spor olduğu zamanlarda bir avuç snowboardçu çocuk, sırtlarında tahtalarla tepelere tırmanıp, oradan aşağıya bol karda kaymak gibi bir çözüm bulmuşlar kendilerine. Bu gençler genellikle maceracı ve havalı tiplermiş. Giderek bu iş bazı gençler için kendini ifade biçimine dönüşmüş. O zamanlar hiç bir kayak merkezi bu acayip tahtalarla pistlerinden kayılmasına müsaade etmiyor bu çoğunlukla sarhoş serseri ayak takımı olarak gördükleri çocukları mekanlarında istemiyorlarmış. Zaten müsaade etseler de bu çocukların pahalı teleferik bileti almaya bütçeleri yetmiyormuş. İşte snowboardun bu öncü gençleri finansal bariyerlere takılmayı reddediyorlar ve kayma zevkine herkesin eşit şekilde erişebilmesi gerektiğine inanıyorlar. Bu snowboard işine bir başlayan bir daha bırakamıyor, işte bu işin yaygınlaşması da bana sorarsanız havalı görünmeye çabası veya dönemin moda trendi olmasından ziyade, kaymanın zevkine varanın bir daha bırakamamasından kaynaklanmıştır. İşte öyle böyle derken giderek daha iyi kayıyorlar bu çocuklar ve insanlar merak etmeye onları izlemeye gelmeye başlıyor.

Burton kayarken

Jake Burton ve onun gibiler herhalde içimizde snowboard yapmaya ilk aşık olanlardan. Bu öyle bir tutku ki gerçekten, bir kere yapmaya başladınız mı, dağlar burnunuzda tütüyor. Geceleri rüyalarınızda beyaz karlar arasında kendinizi tepelerden bırakıp kaydığınızı görüyorsunuz. Havalar ısındıkça üzülüyor, kış yaklaştıkça mutlu olmaya başlıyorsunuz. Kış gelince sürekli hava durumu ve kar yağışını internetten takip etme hastalığına tutuluyorsunuz. Gözünüz hep yeni rotalarda, kulağınız indirimli malzeme haberlerinde, ruhunuz zirvelerde… Bugün snowboardu çok daha konforlu ve keyifli şekilde yapıyorsak bunu gelişen teknolojiye ve bu teknoloji için aşkla uğraşan öncülere borçluyuz.

İşte bu öncülerden Jake Burton, üniversite okuduktan sonra şirket alım satımı ile ilgilenen bir firmada işe başlıyor. Bir süre çalıştıktan sonra gönlü yine snowborada kayıyor ve her şeyi bırakıp snowboardla uğraşmak istediğinde babası ‘Evet, hadi bırak işi gücü, snowboardla uğraş’ diyor. Bu da enteresan bir baba profili, düşünsenize, o zamanlar snowboard daha emekleme safhasında ve oğlu fıstık gibi işini bırakıp dağlara çıkmaktan bahsediyor. Neyse, çocuk hem karlı dağlara sevdalı hem de neyse ki kafası da çalışıyor. Jake Burton çalıştığı firmada iş hayatı ve ticari işletmeler hakkında epeyce deneyim ve geniş bir bakış açısı kazanmış olmalı ki sağlam işlere imza atmayı başarıyor. 1977 de Vermont’ta şirketini kuruyor. İlk prototip, ikinci prototip derken giderek şekillenmeye başlıyor Burton snowboradları. Kayakta olduğu gibi her iki kenara çelikler ekleniyor ve tasarım her geçen gün gelişiyor. Arkası yüksek ve sabit bağlamalar tasarlanıyor, rahat botlar, rahat kıyafetler hazırlanıyor. Bu arada rakipler çıkıyor ortaya, başlangıçta tek tükken daha sonra kayakta devleşmiş markalar giriyor piyasaya. Bu dev kayak markaları snowboard ruhunu Jake Burton ve ekibi kadar iyi yakalayamıyor. O günlerden bu günlere geldiğimizde hala Burton markasının snowboard camiasındaki yeri apayrı olarak karşımıza çıkıyor.

Burton olimpik

Markalar acayip, sadece malzemeyi değil, o malzemenin taşıdığı değerleri de satın alıyoruz çoğu zaman ve markanın bizi nasıl hissettirdiği bir çok şeyin önüne geçebiliyor. Burton, snowboardçuları bir camiaya ait ve iyi hissettiriyor. Eh, biz de zamanında bunlara burun kıvıran elit kayakçı kesime şöyle diyoruz: ‘Hani bir zamanlar o hor gördüğünüz fakir çocuklar vardı ya ellerinde tahtaları, işte şimdi milyar dolarlık şirket oldular ve biz de bu ruhu yaşattıkları için onların arkasındayız.’ Bu arada günümüzde snowboard malzemeleri, özellikle de Burton markasının can yakacak kadar pahalı olması da ayrı bir çelişki. Pazarlamacılar üzerine tez yazabilir.

Jake Burton Carpenter’ın ölüm haberini takip ettiğim Burton instagram sayfasından öğreniyorum. Takip ettiğim snowboardla ilgili diğer hesaplarda Jake’in resimlerini gördüğümde pek anlam verememiş, öldüğünü hiç düşünmemiştim. Sonra resmi sayfasında tekrar görünce anladım. İçimden tuhaf bir şey koptu, sanki bir devrin kapısı güüüümm diye kapanıverdi. Zamanında snowboarder.com da okuduğum Jake Burton röportajı aklıma geldi ve açıp yeniden buldum. Adam gerçekten enteresan bir hayat yaşamış. Benim bulunduğum yerden bakınca çok muhteşem görünmekle birlikte, epey acı da çekmiş. Snowboardu sadece üretip satmamış bu adam, her zaman kaymış. Bir sürü dağda, bir sürü iyi sporcuyla, bir sürü harika ekipmanla, bir sürü farklı rotada kayıp durmuş hayatı boyunca. Tutkusunu işi, işini de iyi yapmış. Jake burton zırplayan resim

Annesini, sonra en büyük destekçisi babasını ve ölümüne müthiş üzüldüğü köpeğini artarda kaybetmiş. Sonra sağlık sorunları başlamış. Mitral kapaktaki bir sorun yüzünden açık kalp ameliyatı geçirmiş ve bundan 5 ay sonra testis kanserine yakalandığını öğrenmiş. Yoğun kemoterapi ve zorlu tedavi süreçleri sonrasında atlatmış. Sonra lenfoma çıkmış, yine kemoterapi ve tedavilerle sağlığına kavuşmuş. Her iki dizinden de defalarca ameliyat olmuş. Bir dizinden menüsküs ameliyatı olmuş, hemen kaymaya çıkmış, istediği gibi kayamayınca yetmemiş bir de protez diz taktırmış. Böyle kolay yazdığına bakmayın, epey zor ameliyatlar bunlar. En son diz kapağı protez ameliyatından tam 3 hafta sonra bir açılışta snowboard yapıyor. Ne müthiş bir kayma tutkusu olduğunu varın siz tahmin edin.

Adamın başına gelenler bununla da bitmiyor. Çok daha kötüsü, Gullian Bare sendromuna yakalanıyor. Ayaklarından başlayarak bütün vücudundaki motor fonksiyonları bir bir kaybediyor. Miller Fisher sendromu diye de geçiyor web sayfasında. Bilinci açık olduğu halde kıpırdayamamak korkunç bir hal olsa gerek. En son safhada kör oluyor ve solunum cihazına bağlı olduğu için iki ay boyunca konuşamıyor. Tamamen yatağa bağlı, bitkisel bir hayat yaşarken bilinç tamamen açık olunca, doğal olarak çaresizlik ümitsizliğe dönüşüyor ve intihara meyilli hale geliyor. Bu sendromu da atlatıp tekrar sağlığına kavuşunca bilin bakalım ne yapıyor? Tabii ki kaymaya devam ediyor. Bu sefer de Yeni Zellanda’ da kayarken çitlere çarpıp femur kemiğini kırarak yeniden bir tedavi sürecine giriyor. Yani özet olarak zorlu hastalıklar peşini pek bırakmamış Jake Burton’nun. En son ölümü de yine nüks eden testis kanseri yüzünden olmuş. Tüm bu sancılı hastalık süreçleri boyunca işlere eşi Donna Carpenter bakmış. Burton eşiYani aslında belki de bu markanın bu derece büyüyüp iyi bir iş modeli haline gelmesinde eşinin emeği de çok büyük. Göz önünde olan hep Jake olabilir ama bir kadın eli değmiş bu şirkete, belli.

 

 

Sadece tutkulu bir snowboardçu değil, akıllı bir de iş adamı olduğu için Burton markası bu günlere gelmiş. Markaya tutkusunu katmış, felsefesini aşılamış, hep daha iyisini aramış, en yenisini tasarlamış ve hep kaymış… pistlerden kopmadan, hayatı boyunca yaşadığı tüm sağlık sorunlarına rağmen yılmadan, yorulmadan kaymış. İşi yöneticilere teslim etmiş belki ama dağlardan ayrılmamış. Biraz asi, biraz deli, biraz şanslı ve fazlasıyla tutkulu bir adam Jake Burton Carpenter. Huzur içinde yat, dağın karın bol olsun.

JakeBurtonCarpenter_Baldface_Curtes_3333.width-990

 

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About bilgeakin

eczacı-yazar-pazarlamacı-yönetici-hayalperest-gezgin-life long learner
Bu yazı Güncel, Kar tutkusu, Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın