Snowboard yapmaya başlamadan önce bir çok spor dalını deneme ve az buçuk yapma şansım olmuştu. Ortaokulda yapmaya başladığım sporlar arasında atletizm, tenis, tekerlekli paten, buz pateni, masa tenisi sayılabilir. Elbette sokakta yaptığımız ip atlama, koşuşturmaca oynama, yakan top, sokak futbolu ve basketbolu gibi egzersizleri de sayabiliriz. Üniversite ve sonrasında yüzme, kayak, fitness, tenis hatta buz pateni çok yoğun olmamakla birlikte hep var oldular yaşamımda. Hiç bir zaman ciddi bir sporcu olmadım ve işim dolayısı ile fazla seyahat ettiğim için de belli bir düzende hareket edemedim. Yine de spora bir şekilde zaman ve yer ayırmaya hep çalıştım. En çok zevk aldığım tenise son yıllarda epeyce emek vermeye başlamıştım ki snowboardla tanıştım, sonra da bütün dünyam alt üst oldu diyebilirim. En başta inançlarım çöktü. Kendimi atletik, sportif zannederdim, ne kadar hantal ve güçsüz olduğumu gördüm. Çocukken yaptığım paten, bana denge adına geçmişten bu güne pek te bir şey getirmemiş meğer. Bir zamanlar esnektim, gördüm ki şimdi odundan halliceyim. Kondisyonum fena değildir zannederdim, baktım ki ne nefesim yetiyor, ne kaslarım. Kendimi spor konusunda yetenekli addederdim, bir de ne göreyim, snowboardun üzerinde hiç bir şekilde kontrol sağlayamıyorum. Epeyce bir zaman uğraştım, şimdi yen yeni kaymaya başlıyorum diyebilirim. Daha geçen sene ancak hız kazanmaya ve kontrolü ele almaya başladım ki kayaktan snowboarda geçeli 4 yıl oldu. Önceki senelerde istediğim kadar sık kayamamıştım, o yüzden yılların çok anlamı yok, kar üzerinde geçirilen süre çok daha önemli. Geçen sene kar üzerinde güzel zaman geçirdim, bu sene daha uzun süre kaymak en büyük hayalim.
Snowboard yapanlara baktığınızda bu işin çok kolay olduğunu düşünürsünüz. Sadece ufak sağa sola yaylanmalarla aşağıya bıraktınız mı kendinizi olacak gibi görünür. Zahmetsizce kayıyor görüntüsü verebilmek için oysa bir sürü kasın koordineli olarak çalışıyor olması gerekmektedir. Önceleri bu işin sadece stil ve teknik olduğunu düşünür, tekniğim iyi olmadığı için beceremediğimi zannederdim. Zaman içerisinde gördüm ki snowboard ne sadece teknik ne sadece güç ne de sadece denge. Hepsinin kombinasyonuna bir de cesareti eklemek gerekiyor. Kaslar güçlendikçe denge kurmak kolaylaşıyor. Teknik geliştikçe kaslara hakimiyet kolaylaşıyor. O çok kolay gibi görünen hareketleri benim yapabilmem için kendi çapımda çok yoğun çaba harcamam gerekti. Baştan hızlanamadım bir türlü, çünkü tahtayı kontrol edemiyordum. Özellikle de dik bölümlerde çok yoğun fren yapma telaşına düşüp baldır bacak kaslarım yanana kadar tahtanın kenarlarına basıyordum. İlk bir kaç yıl Snowboard dönüşü her seferinde istisnasız her tarafım tutulmuş olurdu. Çok sık düşmenin yanı sıra, kaslardaki hamlık ve zorlanma sebep olurdu ağrılarıma. Bir kaç gün esneme, sauna, buhar banyosu sonrası açılmaya başlardım. Şimdi artık biliyorum ki snowboard öyle dışarıdan göründüğü gibi çocuk oyuncağı bir şey değil. Fit bir vücut, sağlam güçlü kaslar, denge ve esneklik istiyor. Ayrıca tüm gün boyunca kayabilmek için sağlam bir kondisyon sahibi olmak ta şart.
Bu işe çok geç başladım. Ağaç yaşken eğilirmiş derer, daha erken yola çıksaydım, epeyce mesafe kat etmiş olurdum muhtemelen ve şu an çok daha iyi bir seviyede olabilirdim. Geç te olsa bu sporla tanıştığım için çok mutluyum ve o ilk deneme kararını veren beş yıl önceki kendime teşekkür ediyorum. Yaşadığımı gerçekten hissettiğim anlardan bir sürüsüne sahip oldum bu sayede. Şimdi bu mutluluğu daha da artırmak ve daha az acılı hale getirmek için uğraşıyorum. İşte bu yüzden sezona hazırlık aşamasında işi sıkı tutmak gerek, ben geç bile kaldım.
Yazın biraz wakeboard yapmaya çalıştım, bira da longboard. Her ikisini de çok az yapabildiğim için istediğim gibi kas hafızası kazanamadım. Sanırım kaymaya geçen sene bıraktığım yerden, hatta ara vermiş olduğum için biraz daha gerisinden başlayacağım. Geçen sene kış sezonunda crossfit’e başlamıştım ve 3 ay boyunca Ankara’da olduğum zamanlar gitmeye çalışmıştım. Çok faydasını gördüm, kaslarımın güçlenmesi ile birlikte kendime güvenim arttı. Kendime güvenim artınca hızım, hızım artınca dengem arttı. Daha zor yoruldum, sonrasında çok daha az ağrı çektim. Daha dik yamaçlara girdim, daha derin bol karda kaymayı denedim, hatta snowpark ta çok minik bir şey olsa da ilk rampama çıktım.
Crossfit neden snowboard a iyi geldi diye düşününce bir kaç temel nokta dikkatimi çekiyor. Öncelikle crossfit antrenmanları boyunca fena halde çok sayıda ve zorlayıcı squat hareketi yapılıyor ve bu hareket zaman içerisinde hamstring denilen üst bacak kaslarını inanılmaz güçlendiriyor. Snowboard yaparken de özellikle topuk freni yaparken bu kaslar kullanılıyor. Bu kaslar güçlenince istediğim zaman tahtayı durdurabileceğim hissiyatını kazandım ve artık hızlanmaktan eskisi kadar korkmamaya başladım. Elbette hız korkusunun altında yatan başka bir sürü psikolojik bariyer olabilir, yine de en azından sebeplerden birini ekarte etmek işe yaradı. Yine crossfit çalışmalarında sıklıkla yapılan burpbee denilen hareket zıplayıcı gücü inanılmaz geliştiriyor. Zıplayıcı güç terimini de şu an ben uydurmuş olabilirim. Genelde patlayıcı güç diye geçiyor ancak benim şu an vermek istediğim anlamı zıplayıcı güç çok güzel ifade ediyor. Burpbee, yere yatıp şınav çeker pozisyonu aldıktan sonra hızla doğrulup ayağa kalkıp zıplanan bir hareket. Üst üste yapınca bacak, karın, kol, omuz ne varsa hepsinin kaslarını çalıştırıyor. Crossfit’in doğasında da kendini alabildiğine zorlamak olduğundan, bu hareketler sonrasında epeyce ciddi ter dökülüyor. Dolayısı ile kaslar gelişiyor, öğreniyor ve güçleniyor.
Yine crossfit antrenmanlarında yapılan halter çalışmaları genel güç ve esnekliğe inanılmaz katkı sağladı. Halter kaldırmanın hiç bu kadar komplike bir spor olduğunu düşünmezdim, sadece kol kaslarındaki güçle alakalı zannederdim. Oysa hem kol, hem sırt, hem omuz, hem bel, hem bacak her şeyi çalıştırıyormuş. Ağırlıksız bile olsa sırf o halterin demir çubuğunu kafanın üzerinde düz tutabilmek için çok esnek bir omurga gerekiyor. Yine bir önemli kas grubu core denilen karın, bel, sırt bölgesindeki kaslar. Vücudun dengesini sağlayan ve genel gücünü destekleyen bu bölgenin güçlü olması oldukça kritik. Bol karın kası çalışmaları ve plank hareketi ile güçlendirilmesinin çok faydası olacağına inanıyorum. Sadece iki ay gittim crossfite ama snowboard için çok faydalı olduğunu fark etmeme yetti. Benzer antrenmanlarla yeni sezona hazırlanmakta fayda var diye düşünüyorum.
Yaz boyu maratona hazırlandığım için koştum diyebilirim. Koşunun bir faydasını görecek miyim bilmiyorum. Dayanıklılığımı biraz artırmış olduğunu tahmin ediyorum. Zira snowboard yapmaya sabahın erken saatlerinde başlıyoruz ve pistler kapanana veya hava kararana kadar devam ediyoruz. Hatta gece kayağı varsa, daha da uzun sürebiliyor. Üç beş günlüğüne gidebildiğimiz kayak tatillerimizde mümkün olduğunca fazla kayabilmek için sağlam bir kondisyon gerekiyor. Ayrıca kas yorgunluğu oluştuktan sonra dengenin bozulması, düşmek ve sakatlanmak an meselesi olabiliyor. Kaslar ne kadar dayanıklı olursa, sağlıkla bu sporu yapmak ta o kadar mümkün olur. Dayanıklılık kazandırması dışında uzun koşuların snowboarda fazla bir etkisi yoktur diye tahmin ediyorum.
Snowboardun en ilişkili olduğu sporlardan biri de sanırım dağcılık. Özellikle yüksek irtifada oksijenin azalması, metabolizmanın tamamen değişmesi gibi fizyolojik durumlardan dolayı çabuk yorulma, baş ağrısı gibi semptomlar olabiliyor. Dağcılar bu koşullara daha alışık oldukları için daha çabuk adapte olup performanslarını düşürmeden kayabiliyorlar. Ayrıca bu iş dağlarda yapıldığı için zemini yine en iyi dağcılar tanıyor. Hangi yamaçta çığ tehlikesi fazladır, nereye nasıl tırmanılır, nereden nasıl inilir gibi konularda çok daha iyi fikir yürütme şansına sahipler. Bol karda kaymayı seven herkes zaman zaman tahtası elinde tırmanmak zorunda kalmıştır ve bunun nasıl da insanın bütün enerjisini tüketen bir aktivite olduğunu fark etmiştir. İşte bu noktada dağcılar çok daha rahat, şikayet etmeden tırmanabiliyorlar. Hatta onlar için tırmanma kısmı da iniş kısmı kadar zevkli olabiliyor.