Snowboard ta Off-Pist, Bolkar ve Tehlikler

Geçen gece rüyamda snowboard yaparken çığ düşüyordu. İki arkadaşım önden gidiyor, çok dik bir yamacın başına geliyoruz. Fazla duraksayıp aşağıya bakmıyorlar ve kaymaya başlıyorlar. Bense alabildiğine toz karla kaplı yamaçtan aşağı bakıyorum, eğimi gözümde kestirmeye çalışıyorum. Etrafta kaya, ağaç, çalı var mı görüp ona göre iniş planımı oluşturma niyetindeyim. Ama tertemiz, sadece beyaz uçuşan yumuşacık bir kar kütlesi var aşağıda. Ben de arkadaşlarımın arkasından gitmek için hamlemi yaptığımda bir anda zemin ayaklarımın altından kaymaya başlıyor ve bir şelale gibi karlar tepemden dökülüyor. Kendimi bir anda yamacın aşağısında buluyorum. Arkadaşlarım ise çığın altında kalmış. Ben hemen yana çekilip kendimi güvenli bir bölgeye atıyorum. Sonra düşünmeye başlıyorum, ne yapmam gerekiyordu diye…yanımızda sinyal alıcı vericimiz yok, çığ çubuğu ve karı kazmak için kürek te…normalde bu malzemeler olmadan bol kara çıkmak akıl karı değil ama işte rüya bu ya, hazırlıksız yakalanıyoruz. Ben hızla yamacı tırmanıyorum. Yine rüyalarda olan mucizelerden biri gerçekleşiyor ve çabucacık yukarı çıkıvermişim. Nefes nefese bile kalmadan… normalde bol karda yukarı tırmanmak sağlam kondüsyon ve nefes ister, ama işte rüyamda sıkıntı yok. Bir taraftan bağırıyorum avazım çıktığım kadar, neredesiniz diye… gidip kurtaracağım onları aklımca. Sessizlik dışında hiçbir şey yok… uçuşan kar taneleri hiç ses çıkarmıyor, dans ettikleri müziği ben duyamıyorum. Telefonumu çıkarıp 112 acili arıyorum. Tepeye vardığımda arama kurtarma ekibinden bir sürü adam gelmiş. Dört bir koldan arama çalışmaları devam ediyor. Arkadaşlarım bulunamıyor. Aradan epey bir zaman geçince artık ümitler kesiliyor ve ben işte o zaman ağlamaya başlar gibi oluyorum. Kendimi çığın altında kalan arkadaşımın yerine koyup nasıl can çekiştiğini gözümün önüne getirmeye başlıyorum. Sonra bir anda değişik bir dinginlik geliyor üstüme. O huzur veren tertemiz karın altında kalmak o kadar da kötü olmasa gerek diye düşünmeye başlıyorum. Nasıl olsa hepimiz bir gün öleceğiz, belki de arkadaşım da böyle bir ölümü tercih ederdi bir toz kar sevdalısı olarak. Üzülmekle huzur duymak arasında gidip gelirken buluyorum kendimi, değişik bir duygu. Sonra bir anda bakmışım kurtarma arabasında gidiyoruz. Arkadaşımı çıkarmışlar karın altından, çok sakin ve soğukkanlı. Bana diyor ki asıl o değil de ben kalmalıymışım çığın altında, benim tecrübem azmış, bana tecrübe olurmuş. Hem onun kurtulmuş olmasına seviniyorum hem söylediği şey tuhafıma gittiği için şaşkınım…üçüncü arkadaş ta kurtulmuş…sonra rüya bitiyor.

Bu rüyayı neden gördüğümü aslında çok iyi biliyorum. Geçen hafta harika bir hava ve kar yakaladık ve Erciyes’e gittik. Bolca yağan karın üstüne güneş açmış, hava pırıl pırıl, neredeyse Kapadokya görünecek zirveden. Ne sis var ne bulut, renkler capcanlı, güneş -12 dereceyi hissettirmiyor bize. Birkaç arkadaş dayanamadık bol kara çıktık. Aslında bol kara çıkmayı ve vadilere girmeyi planlamamıştım, o yüzden yanımda çığ ekipmanım yoktu. Sinyal alıcı vericimi, çığ çubuğumu ve küreğimi arabada bırakmıştım. Tek başıma olacağımı düşünmüştüm ve bu durumda çok riskli hareketler yapmam, en fazla bir iki bildik vadiye girerim demiştim. Dağda arkadaşlara rastlayınca, e onlar da bol kar meraklısı snowboardçular olunca doğal olarak biraz macera aradık. Hele de yılda 3-5 gün açılan Ottoman pistini açık bulmuşken şansımızı biraz zorladık. Ottoman Erciyes’in en yüksek pisti. Aslında çok zor bir pist değil ama siyah olarak geçiyor. Sadece kısa bir bölümü zorlayıcı diklikte, geneli kırmızı pistten hallice. Zirveye en yakın pist olduğu için hava şartları orada oldukça dengesiz genelde. Azıcık sis, rüzgar, tipi olsun hemen lifti kapatıyorlar. Bizim geçen hafta yakaladığımız gibi bol kar ertesi rüzgarsız, bulutsuz bir gün olacak ta açacaklar…Neyse işte Ottoman’ı açık bulunca, arkadaşlar da biz buralıyız vadileri biliyoruz deyince, ben de takıldım peşlerine. Pist dışına çıktık tabii. Her ne kadar kar bol yağmışsa da kayaların hepsini örtmeye yetmemiş. Gerçi bu kadar yukarıda kar ne kadar çok yağarsa yağsın o sivri kayalar illa başını çıkaracak bir delik bulur. Kayalara takılıp aşağı yuvarlanmak elbette can sıkıcı ama biz daha çok boardlarımızın altını çizdireceğiz diye endişelenmekteyiz. Oluk gibi yarıklar açılsın istemeyiz tahtamızın altında, ekipman pahalı…Kayalar yüzünden tam kendimizi bırakamıyoruz, hep bir dikkatli olma zorunluluğu içerisindeyiz. Bizden önce geçildiği için yer yer bol kar bozulmuş, tümsekler oluşmuş. Tam kaptırıp gidecekken mecbur yavaşlıyoruz yer yer. Yine de karda ilk izi açabildiğimiz bir hat yakalıyoruz ve keyiften ağzımızın suları akmaya başlıyor. Çocuklar gibi çılgınca neşeliyiz. Ottoman’nın sağından solundan arkasından önünden birkaç vadiye girip çıkıyoruz. O kadar Erciyes’e gitmiş olmama rağmen ilk kez denediğim rotalar dolayısı ile bol bol mutluluk hormonu salgılamış olmalıyım. Sonra Divan pistinin arkasındaki vadiyi deştik, ertesi gün de Şeytan deresini yukarıdan başlayıp kaydık. Off pist açısından harika bir hafta sonu oldu. Bol karı seven bu kadar çok olmasa, o güzelim kar denizi boardcuların hışmına uğramasa, delik teşik edilip suyu çıkarılmamış olsa, sadece bize kalsa çok daha mutlu olurdum tabii ama buna da razıyım. Kimsenin ellemediği kara ulaşmak için illa tırmanmak gerekiyor. Öyle pisten çıkıp üç beş adım yürüme ile bulunmuyor. Neyse, bu sene daha tırmanmadık ama ümidimiz devam ediyor.

Biz Erciyes’e gitmeden bir hafta öncesinde iki dağcının çığ altında kalıp öldüğü haberi geçmişti televizyonlarda. Sağdan soldan arkadaşlardan olayın nasıl gerçekleştiği ile ilgili bilgiler geldi. Kayakçı turistler Divan pisti yakınlarında bir vadiye girmişler ve çığ düşmüş…Kim bilir belki de bizim girdiğimiz vadilerden biridir. Bunu bile bile, güvenlik ekipmanları olmadan bolkara çıkmak akıl karı değil diyebilirsiniz ama tam da öyle değil. Birincisi hava koşulları ve çığ oluşum riski açısından çok farklı iki durum söz konusuydu. Onlar daha oynak bir zemine, yeni yağmış kara çıkmışlardı. Bizim kaydığımız vadilerde kar daha iyi oturmuştu ve dikliği çığ oluşumu açısından nispeten daha az riskliydi. Her sezon binlerce kere pist dışına çıkar snowboardçu ve kayakçılar…iki üç senede bir, bir iki kişi çığa kurban gider. İstatistiklere bakılsa aslında rakamlar çok ta korkutucu olmayabilir. Uçağa binmek gibi…Uçak düşerse kurtulma şansınız yoktur ama istatistiksel olarak en güvenli ulaşım havayoludur. Düşebilir diye uçağa binmemezlik etmiyoruz, o halde bol kara da çıkabiliriz. Bununla beraber, uçuş güvenliği için dünya kadar prosedür uygulanıyor. O yüzden yapmamız gereken güvenlik prosedürlerini atlamamak. Geçen hafta atladık, sanırım gördüğüm rüya bu yüzden.

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About bilgeakin

eczacı-yazar-pazarlamacı-yönetici-hayalperest-gezgin-life long learner
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın